Erdoğan: AK Parti bir Türkiye kitabıdır, burada herkesin hikayesine bir yer var

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle; Aziz milletim, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu ile diğer Genel Merkez kurullarımızın kıymetli üyeleri, Kadın ve Gençlik kollarımızın Merkez Karar ve Yürütme kurullarının değerli mensupları, kıymetli kurucularımız, kıymetli milletvekillerimiz, değerli kabine üyelerimiz, muhterem dava ve yol arkadaşlarım, hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin şahsında, ülkemizin dört bir yanında AK Parti’nin millet davasını ve Türkiye sevdasını göğsünün üzerinde bir madalya misali gururla taşıyan tüm yol arkadaşlarıma selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Yine burada, şairin “Dostlar, iki bin kerre bile selamlaşmadık. Aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz” dediği gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerinde özellikle kalbi bizimle atan tüm dostlarımıza, kardeşlerimize en derin muhabbetlerimi iletiyorum. AK Parti İstişare ve Değerlendirme Toplantılarımızın 33’incisinde bir kez daha sizlerle beraber olmanın, sizlerle hasbihal etmenin, siz kardeşlerimle hasret gidermenin memnuniyetini yaşıyorum. Davetimize icabet ederek kampımızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Toplantımızın ve burada iki gün boyunca yapacağımız istişarelerin partimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

Daha önceki buluşmalarımızda olduğu gibi, değerli fikirlerinizle, görüş ve önerilerinizle istişare toplantımıza kıymetli katkılar sunacağınıza inanıyor, sizlerden kanaatlerinizi samimiyetle paylaşmanızı özellikle rica ediyorum.
MİLLETİMİZLE ARACILARLA KONUŞMAYIZ
Değerli kardeşlerim, konuşmamın hemen başında şu hatırlatmayı yapmak isterim. Biz ne kendi içimizde ne de milletimizle aracılarla konuşan, perdeyle konuşan bir kadro asla olmadık. Partimizin kuruluşundan itibaren yatay ve dikey iletişim kanallarını açık tutmaya, danışma ve istişare kültürünü işletmeye özel önem verdik. Düşüncelerimizi özgürce dile getirdik. Eleştirilerimizi serbestçe ifade ettik. Kendi muhasebemizi hem de çok cesur biçimde, çok öz güvenli bir şekilde yaptık. Partimiz için, hareketimizin istikbali için, mücadelemizin başarısı için en doğru siyaset neyse ortak akılla onu bulmanın ve uygulamanın gayretinde olduk. Birlikte tespit ettiğimiz hedefler doğrultusunda, gönül birliği içinde, omuz omuza vererek yolumuza kararlılıkla devam ettik. İnşallah 33. İstişare Toplantımızda da aynısını yapacağız.
ORTAK BİR TARİHE, ORTAK BİR VATANA SAHİBİZ
Biz birbirine yabancı ve birbirine tahammül etmek zorunda olan bir millet değiliz. Ortak bir tarihe, ortak bir vatana sahibiz. Her şeyden önce biz aynı Peygamberin ümmeti olarak aynı ezanı terennüm eden bizi beraber eden bizi tek bir millet eden tek bir dine sahibiz. Anlayışlar farklı olabiliriz. Meseleleri ele alma biçimi farklı olabilir. Yaşam tarzları farklı olabilir. Hepimiz aynı bayrak altonda, gönülleri aynı ülküde kenetlenmiş bir topluluğuz.

BU TOPRAKLAR ÜZERİNDE YAŞAYAN 86 MİLYONUN DEVLETİDİR
Şunu bir defa çok açık ve net söylemek isterim: Bu ülkede, Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip olan hiç kimse vatan toprağında misafir değildir. Kiracı değildir. Sığıntı değildir. Öteki değildir. Üvey evlat değildir. Bilakis, hepsi de bu vatan toprağında mülk sahibidir, ev sahibidir, bu milletin asli unsurudur, bu milletin öz evladıdır. Yaşadığı coğrafya neresi olursa olsun, dedeleri nereden gelmiş olursa olsun, mezhebi, meşrebi, kökeni, görüşü, düşüncesi her ne olursa olsun, değil mi ki Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıdır; o halde herkes kadar bu ülkenin, bu vatanın, bu devletin sahibidir. Ve bu devlet, bir zümrenin, bir kitlenin, belli bir grubun, belli bir grubun kökenin değil, bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyonun devletidir. 86 milyonun her bir ferdi bu devletin eşit derecede sahibidir.
“NESLİ TÜKENMEKTE OLAN NUMUNELER…”
Değerli kardeşlerim, AK Parti olarak kuruluş çalışmalarına başladığımız andan itibaren kutuplaştırmanın, ayrıştırmanın, ötekileştirmenin, dışlamanın etrafında değil; birleştirmenin, kucaklaştırmanın, barıştırmanın, kaynaştırmanın etrafında yer aldık.
Biz, hangi alanda olursak olsun, bir hak mücadelesi verirken üstünlük sağlamanın, imtiyaz sağlamanın değil, eşitlik ve adalet mücadelesini verdik. Bizim AK Parti olarak eşitlik ve adalet mücadelemiz birileri tarafından kutuplaştırma, ayrıştırma olarak lanse edildi. İmtiyazlarını kaybedenler bizi toplumu kamplaştırmakla suçladılar. Hayır, tam tersine biz normalleşmenin mücadelesini verdik.
Bakınız, kendi evlatlarım dahil bu ülkenin kız çocuklarının başörtüsüyle eğitim görmeleri, başörtüsüyle çalışmaları on yıllar boyunca engellendi. Oysa bu çocuklar, bu kadınlar başlarını inançlarının bir gereği olarak örtüyorlar. Daha da ötesi bu ülkede dindar olsun ya da olmasın kadınlar yüzyıllar boyunca hür iradeleriyle örtündüler. Ama siz örtünmeyi yasaklarsanız, bu milletin öz kültürü, öz geleneği olan giyim kuşam tarzını, tesettürü yasaklarsanız, siz Anadolu kadınının yaşmağına, yazmasına, çarşafına hor bakarsanız normal olana karşı çıkmış olursunuz; toplumu germiş olursunuz, kadınları kutuplaştırmış olursunuz, milletin huzurunu kaçırırsınız.
Biz kadınlarla birlikte on yıllar boyunca tesettür mücadelesi verirken bir imtiyazın peşinde değildik. Bir ayrıştırmanın, kutuplaştırmanın peşinde değildik. Diğerlerini ötekileştirmenin, diğerlerinin özgürlüklerine müdahale etmenin peşinde asla değildik. Biz sadece normalleşmenin, eşitliğin, adaletin, böylece kaynaşmanın, böylece kucaklaşmanın peşindeydik. Şimdi zaman zaman marjinal, cahil, geri kafalı bazı fosiller çıkıyor, başörtüsüne, başörtülüye kin kusuyor. Nesli tükenmekte olan bu numuneler son derece üstenci bir dille, küstah bir eda ile güya kadınlara ders veriyor, kadınları aşağılıyor, tehdit ediyor.
Herkes şunu anlamalıdır: Türkiye bu meseleyi artık geride bırakmıştır. Türkiye bu meselede normalleşmiştir. Türkiye bu meselede eşitlik ve adalet çizgisine gelmiştir. Türkiye bu meselede olması gereken ama on yıllar boyunca geciktirilen, on yıllar boyunca engellenen makul zemine ulaşmıştır. Artık şunu anlamayanların da anlaması gerekir: Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, ekstrem değildir, belli bir tarikatın, belli bir cemaatin veya ideolojinin sembolü hiç değildir. Yaşmağı, yazması, tülbendi, çarşafı, özellikle örtmesi, ehramı ve diğerleriyle başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normali olacaktır. Bakın bu “yeni normal” de değildir. Bu, tüm zamanların normalidir. Bin yıllık normalimizdir. Önümüze çıkan her meselede ilkemiz işte budur. Bizim 86 milyon hepimizin başka vatanı yok, başka yurdumuz yok, mensubu olduğumuz başka milletimiz yok. Biz burada hep birlikteyiz, biriz, beraberiz, son nefesimize kadar da inşallah burada birlikte olacağız.
“BU HİÇ KİMSENİN HADDİ DE DEĞİL, HAKKI DA DEĞİL”
Biz, bizden farklı düşünüyor diye hiç kimseye husumet beslemedik ama şunu da herkes bilsin ki kendisinden farklı düşünüyoruz diye hiç kimse de bize husumet besleyemez. Geçmişte olduğu gibi parmak sallamaya, ayar vermeye, istikamet çizmeye yeltenemez. Kimse bize öz yurdumuzda, öz toprağımızda ayrımcılık yapamaz mütekebbir bir üslupla bize ders veremez. Bu hiç kimsenin haddi de değil, hakkı da değildir. Kim ki bu milletin fertleri arasında ayrımcılık yapmaya çalışıyorsa, bu milletin hasımlarına hizmet etmektedir. Kim ki bu ülkenin kadınlarını kılık kıyafetine göre ayrıştırıyorsa Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapmaktadır. AK Parti’yi işte bu temel ilkeler üzerine inşa ettik. 25 yıldır da bu ilkeler ekseninde mücadele veriyoruz.
“YENİKAPI RUHUYLA MİLLETİMİZE BİRLİKTE HİZMET EDİYORUZ”
Kıymetli dostlarım, değerli arkadaşlarım; siyaset, “aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde” anlayışıyla yapılmaz. Siyaset uzlaşmaktır, konuşmaktır, müzakeredir, farklılıkları koruyarak ortak bir zeminde buluşma çabasıdır. Her meselede birebir aynı düşünmek mecburiyetinde değiliz. Ama ülkenin ve milletin menfaatine olan konularda bir araya gelmek, ortak bir paydada buluşma iradesini, bu erdemi göstermek zorundayız. Bunu da kendimiz, kendi ikbalimiz için değil; milli bir ödev bilinciyle, milletin istikbali için yapmak durumundayız.
Cumhur İttifakı çatısı altında, Milliyetçi Hareket Partisi ve değerli lideri Sayın Devlet Bahçeli’yle biz işte bunun en güzel örneğini sergiliyoruz. Farklı siyasi partiler olarak ülkemizin bekası, milletimizin sulh ve selameti için güç birliği yaptık. Ortak noktalarda buluştuk, Cumhur İttifakı’nı kurduk. Yenikapı ruhuyla milletimize birlikte hizmet ediyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçmeniyle de diğer partilerin seçmenleriyle de elbette her konuda aynı düşünmüyoruz. Ama hepimiz aynı vatanın, aynı toprağın, çoğu zaman aynı ailelerin çocuklarıyız. Gündüz siyaset meydanlarında, kürsülerde birbirimize rakip olabiliriz; fakat akşam aynı gökkubbenin altında toplanıyor, kimi zaman aynı çatının altında, aynı sofrada buluşuyor, aynı çorbaya kaşık sallıyoruz.
Siyasi farklılıklarımız bizi düşmanlaştırmamalı, bizi birbirimize asla hasım yapmamalı. Fikir ayrılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmamalı, aramızı açmamalı. Tabii bunları samimiyetle söylerken şu gerçeği de göz ardı etmiyoruz: Bu ülkede siyasi rekabeti husumete çeviren, siyasi farklılığı kutuplaşmaya çeviren, fikir ayrılıklarını çatışmaya dönüştüren, gerilimden, kutuplaşmadan nemalanan, en başından itibaren Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur.
“Öyle düşünmeyeceksin, öyle giyinmeyeceksin, o kitabı okumayacaksın, öyle yazmayacaksın” dediler. “O dili konuşmayacaksın, o türküyü dinlemeyeceksin, oraya gitmeyeceksin, onu öğrenmeyeceksin, öğretmeyeceksin” dediler. Bu milleti ayırdılar, ayrıştırdılar, kutuplaştırdılar, siyasi rekabeti husumete, çatışmaya dönüştürdüler. İşte en son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Suriyeli sığınmacılar üzerinden yürüttükleri çirkin kampanyayla mazlumları ayırdılar.
AK Parti olarak 25 yıl boyunca yasakları kaldırmanın, hak ihlallerine son vermenin çabası içinde olduk. 25 yıl boyunca normalleşmenin mücadelesini verdik. 25 yıl boyunca kardeşlik mücadelesi, bu milleti kucaklaştırma mücadelesi verdik. 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Cumhur İttifakı’nı kurarak bu mücadeleyi daha da güçlendirdik.
“CHP İÇİNDEKİ KAVGANIN TARAFI DEĞİLİZ”
Şu anda CHP içinde bir çatışma, ayrışma var. Yine söylüyorum; Biz CHP’nin içindeki bu iç savaşın tarafı değiliz. Dün yoktuk, bugün de yokuz yarın da olmayacağız. Birbirlerine tuzak kurdular, birbirlerinin kuyusunu kazdılar, birbirlerini şikayet ettiler. Bu noktaya geldiler. Şimdi de ceremesini çekiyorlar. Bizim arzumuz, umudumuz şudur; CHP içindeki dış mihraklardan kurtulması hem CHP adına hem Türkiye adına hatırlı olacaktır. Başarabilirler mi, başaramazlar mı bunu bilemeyiz. Gücünü tabandan, seçmeninden almayan, gücünü dış güçlerden, gücünü yolsuzlukla gelen yetim hakkından, kara paradan alan bir muhalefet Türkiye’ye fayda getirmez zarar getirir.
AK Parti Türkiye kitabıdır. Burada herkese bir sayfa var. Burada herkesin hikayesinde bir yer var. Ama bu kitabın bir cildi ortak ruhu ve duygusu var. Yolumuz birdir, istikametimiz birdir, hedefimiz, gayemiz, menzilimiz birdir. O menzile yürüyen herkesle yol yürürüz.
Share this content:


